Eğer kilo verirsem selülitlerden kurtulabilir miyim?

Kilo vermek vücudun genel sağlığına ve genel kan dolaşımına olumlu katkıları olan bir durumdur. Bu nedenle kilo verdikten sonraki selülit görünümü ile önceki görünüm arasında olumlu bir fark olur. Kilo aldığımız yerler özellikle selülitin yoğun olduğu bacaklar, kalça ve basen bölgeleri ise selülitlerin de burada daha belirgin olduğu aşikardır. Kasların hemen üzerinde yağ hücreleri vardır, bu hücreler bizim genetiğimizle ilişkili olarak biz yedikçe şişerler. Dolayısıyla daha yukarıdaki cilt altı bağ dokusunu yukarıya doğru düzensiz olarak iter ve selülitli görünümü belirginleştirir. Herkesin bildiği bir gerçeği de atlamamak gerekir. Selülit zayıf insanlarda da vardır. Çünkü selülit genetik zeminde ortaya çıkan bir dolaşım kusuru ve bağ dokusu gevşekliği birlikteliğidir.

Beslenme düzeni selülitleri etkiler mi?
Beslenme ve selülit ilişkisinde özellikle su tutulumunu arttıran yani kan dolaşımının lenfler tarafını etkileyen besinler önemlidir. Selülitin en önemli bulgusu ödem dediğimiz bağ dokusunun atık su ile şişmesi; hareketsizlikle, uykusuzlukla, stres ile ve hormonal periyodik dönemlerimizle de ilişkilidir. Günümüzde işlenmiş veya raf ömrü uzatılmış, tuzlu besinler çoğunlukla barsaklarımızı yormakta ve özellikle bu bölgede antikor denilen savaşçılar üretmektedir. Sıklıkla gıda intoleransı denilen bu durum bile selülit nedenleri arasında sayılabilmektedir. Yine günümüzün en önemli problemlerinden biri daha insülin direncidir. Yediğimiz basit ya da kompleks şekerlerin bağ dokularına tutunarak buralarda hücrelerin şekerlenmesine ve yaşlanmasına dolayısıyla cildin dalgalı görünmesine neden olmaktadır. Glikasyon denilen bu durum yalnızca selülit nedeni değil aynı zamanda cildin sarkması ve yaşlanmasının da nedenidir.

Ameliyat olmayı düşünüyorum- ama daha az tahrip edici yöntemler var mı?
Selülit tedavisinde operasyon çoğu kez önermeyiz. Çünkü operasyonun hedefi bölgesel yağ fazlalıklarının liposuction yöntemi ile alınmasıdır. Operasyon yapılan hastaların çoğuna ilave olarak drenaj (ödem çözücü) masaj veya yöntemler önerilir. Çünkü yağların alınmasıyla derinin kendini toparlaması ve yeni bir dolaşımın sağlanması için desteğe ihtiyacı olacaktır. Günümüzde FDA onaylı en güvenilir uygulamalar lazerle bölgesel incelme yöntemleridir. Bu amaçla Sculsure uygulamaları ülkemizde de başlamıştır. Amerika’da çok yoğun ve başarılı olan bu yöntem son 1 aydır ülkemizde de uygulanmaktadır. Tek seans olarak bir bölgeye 25 dakika uygulama yapılarak etkili olan bu yöntem ile sonuçlar 2.ile 6.hafta arasında görülmeye başlayıp 12.haftada netleşmektedir. Selülit tedavisinde ise radyofrekans ve infrared kombinasyonlarını (velashape 3) öneririm. İnfrared selülitin bulunduğu cilt altı yağ tabakasının düzleşmesini sağlarken radyofrekans bağ dokusunun kollajen üretimini tetikler. Haftada bir 30 dakikalık bu tedavi ile 4 seans uygulama sonrası sonuçlar alınmaya başlamakta ve 10.haftada etkileri görülmektedir.

Herhangi bir selülit kremi gözle görülür fark yaratabilir mi?
Selülitin birden fazla sebebi olduğu için hepsine yönelik bir reçete en ideal olanıdır. Bunlar arasında kuru kuru cildi fırçalamak ardından selülit için veya cildi sıkılaştırıcı etkili kremler sürmek de önerilir. Ayrıca özetlemek gerekirse ideal olan; şekerden ve tuzdan uzak, rafine olmayan taze sebze ve meyvelerden zengin sağlıklı bir beslenme, sigarasız ve kaliteli bir uyku, düzenli egzersiz (mümkünse yürüyüş ve pilates), cildin peeling ve kremlerle beslenmesi ilave olarak sorunun şiddetine göre profesyonel yardım (cihazlar) kombinasyonudur. Tüm bu saydıklarımdan çoğuna uymak başarının da daha fazla olmasını sağlayacaktır.

Dr. Betül Şengör’ün Instyle Beauty Haziran 2016 sayısındaki yazısını görüntülemek için tıklayın.

[fbcomments]

0